top of page
transparan 3.PNG

ÖZKAN

AVUKATLIK, DANIŞMANLIK & ARABULUCULUK

0 (542) 612 75 43

Ankara Tanıma ve Tenfiz Avukatı | Avukat Özkan Karaaslan

Yabancı Mahkeme Kararlarının Türkiye’de Tanınması ve İcrası

​

ANKARA’DA TANIMA VE TENFİZ DAVALARI

​

Yabancı bir ülke mahkemesi tarafından verilen boşanma, velayet, nafaka, alacak veya ticari uyuşmazlıklara ilişkin kararların Türkiye’de hukuki sonuç doğurabilmesi için tanıma ya da tenfiz işlemi gerekebilir.

 

Tanıma, yabancı mahkeme kararının kesin hüküm ve kesin delil etkisinin Türkiye’de kabul edilmesini; tenfiz ise kararın Türkiye’de icra edilebilir hâle gelmesini sağlar.

 

Tanıma ve tenfiz davaları, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilir. Yabancı kararın kesinleşmiş olması, usulüne uygun belgelerin ve onaylı Türkçe tercümelerin sunulması gibi hususlar davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.

 

Ankara tanıma ve tenfiz avukatı Avukat Özkan Karaaslan, başvurunun hazırlanması ve dava sürecinin yürütülmesinde hukuki destek sunmaktadır.

​

TANIMA VE TENFİZ ARASINDAKİ FARK NEDİR?

​

Tanıma, yabancı bir mahkeme kararının Türkiye’de kesin hüküm ve kesin delil etkisi doğurmasının kabul edilmesidir.

 

Örneğin yabancı ülkede verilen bir boşanma kararının Türkiye’de geçerli sayılması, kural olarak kararın tanınmasını gerektirir. Tanıma kararıyla yabancı mahkeme hükmünün hukuki sonuçları Türkiye’de kabul edilmiş olur.

​

Tenfiz ise yabancı mahkeme kararının Türkiye’de zorla icra edilebilmesini sağlar. Nafaka, tazminat veya alacak ödenmesine ilişkin yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de icra takibine konu edilebilmesi için tenfiz kararı gerekebilir. Kısaca tanıma, kararın hukuki etkisinin kabul edilmesini; tenfiz ise kararın icra edilebilir hâle gelmesini ifade eder.

​

TANIMA VE TENFİZ DAVASININ ŞARTLARI NELERDİR?

​

Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de tanınması veya tenfiz edilmesi için öncelikle yabancı bir mahkeme tarafından hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o ülke hukukuna göre kesinleşmiş bir karar bulunmalıdır. Kararın aslı veya usulüne uygun şekilde onaylanmış örneği ile kesinleştiğini gösteren belgenin mahkemeye sunulması gerekir.

​

Tenfiz talebinde ayrıca Türkiye ile kararın verildiği ülke arasında karşılıklılık şartının bulunması, kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmemiş olması ve Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması aranır. Davalının yabancı mahkemeye usulüne uygun biçimde çağrılmış olması ve savunma hakkının ihlal edilmemesi de önem taşır.

​

Yabancı dilde düzenlenen mahkeme kararı, kesinleşme belgesi ve diğer evrakların onaylı Türkçe tercümeleri dosyaya eklenmelidir. Belgelerdeki eksiklikler veya onay işlemlerindeki hatalar davanın uzamasına ya da talebin reddedilmesine neden olabileceğinden, başvurunun dikkatli hazırlanması gerekir.

 

Ankara tanıma ve tenfiz avukatı Avukat Özkan Karaaslan, dava şartlarının ve belgelerin somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesine hukuki destek sağlamaktadır.

​

TANIMA VE TENFİZ DAVASI İÇİN GEREKLİ BELGELER

​

Tanıma ve tenfiz davasında yabancı mahkeme kararının usulüne uygun şekilde onaylanmış aslı veya onaylı örneği sunulmalıdır. Ayrıca kararın verildiği ülke hukukuna göre kesinleştiğini gösteren şerh veya ayrı bir kesinleşme belgesi de dava dosyasına eklenmelidir.

​

Yabancı dilde düzenlenen mahkeme kararı, kesinleşme belgesi ve diğer evrakların yetkili kişi veya kurum tarafından onaylanmış Türkçe tercümeleri hazırlanmalıdır. Kararın verildiği ülkeye ve uygulanabilecek uluslararası sözleşmelere göre belgelere apostil şerhi konulması veya diplomatik ya da konsolosluk makamlarınca onay işlemi yapılması gerekebilir.

​

Dava dilekçesine tarafların kimlik ve adres bilgileri ile varsa vekâletname de eklenir. Yabancı ülkede düzenlenen vekâletnamenin Türkiye’de kullanılabilmesi için gerekli onay ve tercüme işlemlerinin tamamlanması önemlidir. Belgelerin eksiksiz hazırlanması, tanıma ve tenfiz davasının gereksiz yere uzamasını önleyebilir.

​

TANIMA VE TENFİZ DAVASI NEREDE AÇILIR?

​

Tanıma ve tenfiz davalarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Ancak yabancı mahkeme kararının boşanma, velayet veya nafaka gibi aile hukukuna ilişkin olması hâlinde uygulamada görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür.

​

Yetkili mahkeme, kendisine karşı tanıma veya tenfiz talebinde bulunulan kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesidir. Kişinin Türkiye’de yerleşim yeri bulunmuyorsa sakin olduğu yer mahkemesi yetkilidir. Türkiye’de yerleşim yeri veya sakin olduğu bir yer bulunmaması hâlinde dava Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde açılabilir.

​

Ankara’da açılacak tanıma ve tenfiz davalarında görev ve yetki konusu, yabancı mahkeme kararının niteliğine ve tarafların durumuna göre değerlendirilmelidir.

 

Ankara tanıma ve tenfiz avukatı Avukat Özkan Karaaslan, görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi ile dava dosyasının hazırlanması sürecinde hukuki destek sunmaktadır.

​

TANIMA VE TENFİZ DAVASINI KİMLER AÇABİLİR?

​

Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de tanınmasında veya tenfiz edilmesinde hukuki yararı bulunan kişiler dava açabilir. Boşanma kararlarında eski eşlerden her biri; nafaka, tazminat veya alacak kararlarında ise kararın Türkiye’de uygulanmasını isteyen taraf tanıma veya tenfiz talebinde bulunabilir.

​

Davanın mutlaka iki tarafın birlikte başvurusuyla açılması gerekmez. Taraflardan biri tek başına dava açabilir ve diğer taraf davalı olarak gösterilir. Bununla birlikte karşı tarafın usulüne uygun şekilde davadan haberdar edilmesi ve savunma hakkının korunması gerekir.

​

Taraflar Türkiye’ye gelmeden, usulüne uygun düzenlenmiş vekâletnameyle avukat aracılığıyla dava sürecini takip edebilir. Yurt dışında yaşayan kişilerin vekâletname, tebligat ve belge onayı işlemlerini eksiksiz tamamlaması, yargılamanın gereksiz yere uzamasını önleyebilir.

 

Ankara tanıma ve tenfiz avukatı Avukat Özkan Karaaslan, başvurunun hazırlanması ve davanın takibi konusunda hukuki destek sunmaktadır.

​

TANIMA VE TENFİZ DAVASI NASIL YÜRÜTÜLÜR?

​

Tanıma ve tenfiz davası, yabancı mahkeme kararı ile gerekli belgelerin eklendiği dava dilekçesinin görevli ve yetkili mahkemeye sunulmasıyla açılır. Mahkeme öncelikle kararın kesinleşip kesinleşmediğini, belgelerin usulüne uygun hazırlanıp hazırlanmadığını ve kanunda aranan tanıma veya tenfiz şartlarının bulunup bulunmadığını inceler.

​

Tanıma ve tenfiz davasında Türk mahkemesi, yabancı mahkemenin uyuşmazlık hakkında verdiği kararın esasını yeniden değerlendirmez. Mahkeme, yabancı kararın doğru veya yanlış olduğuna ilişkin yeni bir yargılama yapmak yerine, kararın Türkiye’de tanınması ya da icra edilmesi için kanunda öngörülen şartların oluşup oluşmadığını denetler.

​

Dava dilekçesinin karşı tarafa usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesi gerekir. Karşı tarafın yurt dışında bulunması, adresinin belirlenememesi veya yabancı ülkeye tebligat yapılması gerektiğinde dava süresi uzayabilir. Belgelerin eksiksiz hazırlanması ve tebligat işlemlerinin dikkatle takip edilmesi, yargılamanın daha düzenli ilerlemesine yardımcı olur.

​

TANIMA VE TENFİZ DAVASI NE KADAR SÜRER?

​

Tanıma ve tenfiz davasının ne kadar süreceği; mahkemenin iş yoğunluğuna, belgelerin eksiksiz olup olmamasına, karşı tarafın adresine ve tebligat işlemlerine göre değişir.

 

Özellikle karşı tarafın yurt dışında yaşaması ve yabancı ülkeye tebligat yapılması gereken durumlarda süreç uzayabilir.

​

Tarafların adreslerinin bilindiği, yabancı mahkeme kararının kesinleşme şerhi ile onaylı Türkçe tercümelerinin eksiksiz sunulduğu ve karşı tarafın itiraz etmediği davalar daha kısa sürede sonuçlanabilir. Buna karşılık eksik belge, hatalı tercüme, apostil veya onay sorunları ve usulsüz tebligat işlemleri ek süre kaybına neden olabilir.

​

Her dava kendi koşullarına göre değerlendirilmelidir; bu nedenle kesin bir sonuçlanma süresi vermek mümkün değildir.

 

Ankara tanıma ve tenfiz avukatı Avukat Özkan Karaaslan tarafından dosyanın başından itibaren düzenli takip edilmesi, usule ilişkin eksikliklerin zamanında giderilmesine ve sürecin sağlıklı yürütülmesine katkı sağlayabilir.

​

TANIMA VE TENFİZ TALEBİ HANGİ DURUMLARDA REDDEDİLEBİLİR?

​

Yabancı mahkeme kararının kesinleşmemiş olması, kararın veya kesinleşme belgesinin usulüne uygun şekilde sunulmaması ve gerekli onaylı Türkçe tercümelerin dosyada bulunmaması hâlinde tanıma veya tenfiz talebi reddedilebilir.

 

Mahkeme tarafından verilen süre içinde belge eksikliklerinin giderilmemesi de davanın sonucunu olumsuz etkileyebilir.

​

Tenfiz bakımından, Türkiye ile kararın verildiği ülke arasında kanunda aranan karşılıklılık şartının bulunmaması ret nedeni olabilir. Ayrıca kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmesi veya Türk kamu düzenine açıkça aykırı sonuç doğurması durumunda tenfiz talebi kabul edilmeyebilir.

​

Yabancı ülkedeki yargılama sırasında davalının usulüne uygun şekilde mahkemeye çağrılmaması, temsil edilmemesi ya da savunma hakkının ihlal edilmesi de davalının itirazı üzerine ret nedeni oluşturabilir. Bu nedenle yabancı mahkeme kararının içeriği kadar, kararın verildiği yargılama sürecindeki tebligat ve savunma işlemleri de dikkatle incelenmelidir.

​

TANIMA VE TENFİZ DAVALARINDA YARGITAY’IN YAKLAŞIMI

​

Yargıtay uygulamasında tanıma ve tenfiz incelemesinin amacı, yabancı mahkeme kararının esasını yeniden değerlendirmek değildir. Türk mahkemesi; yabancı kararın kesinleşip kesinleşmediğini, tarafların savunma hakkına uyulup uyulmadığını, kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine veya Türk kamu düzenine açıkça aykırı olup olmadığını inceler.

​

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.02.2012 tarihli, 2010/1 Esas ve 2012/1 Karar sayılı kararında; yabancı mahkeme kararında gerekçe bulunmamasının tek başına Türk kamu düzenine açık aykırılık oluşturmayacağı kabul edilmiştir. Buna göre yabancı kararın yalnızca gerekçesiz olması, diğer kanuni şartlar mevcutsa tanıma veya tenfiz talebinin reddedilmesi için yeterli değildir.

​

Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımına göre kamu düzeni denetimi sınırlı yapılmalı; bu inceleme yabancı mahkeme kararının maddi ve hukuki yönden yeniden ele alındığı bir temyiz denetimine dönüştürülmemelidir. Bununla birlikte savunma hakkının ciddi biçimde ihlal edilmesi veya kararın Türk hukuk düzeninin temel değerleriyle açıkça bağdaşmaması hâlinde tanıma veya tenfiz talebi reddedilebilir.

​

YARGITAY İÇTİHADI BİRLEŞTİRME BÜYÜK GENEL KURULU – 2010/1 E., 2012/1 K.

​

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.02.2012 tarihli, 2010/1 Esas ve 2012/1 Karar sayılı içtihadında, yabancı mahkeme kararının gerekçesiz olmasının tek başına Türk kamu düzenine açık aykırılık oluşturmayacağı kabul edilmiştir. Bu nedenle yabancı kararın yalnızca gerekçe içermemesi, diğer tanıma ve tenfiz şartları mevcutsa talebin reddedilmesi için yeterli değildir.

​

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ – 2015/21683 E., 2015/25016 K.

​

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2015/21683 Esas ve 2015/25016 Karar sayılı kararında, yalnızca tanıma talebinde bulunulması hâlinde 5718 sayılı Kanun’un 54. maddesinde düzenlenen karşılıklılık şartının aranmayacağı belirtilmiştir. Buna karşılık yabancı mahkeme kararının Türkiye’de icra edilebilmesi amacıyla tenfiz talep edildiğinde, kararın verildiği devletle karşılıklılık şartının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği kabul edilmiştir.

​

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ – 2018/4728 E., 2019/5694 K.

​

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/4728 Esas ve 2019/5694 Karar sayılı kararında; yabancı mahkeme kararının kesinleşmesi, kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmesi, davalıya savunma hakkının tanınması ve tenfiz bakımından karşılıklılık şartının bulunması değerlendirilmiştir. Karar, tanıma ve tenfiz şartlarının mahkeme tarafından birlikte ve somut olayın özelliklerine göre incelenmesi gerektiğini göstermektedir.

​

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ – 2020/854 E., 2021/15 K.

​

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2020/854 Esas ve 2021/15 Karar sayılı kararında, tanıma kararının yabancı mahkeme hükmüne Türkiye’de kesin hüküm ve kesin delil etkisi kazandırdığı; ancak tek başına icra kabiliyeti sağlamadığı vurgulanmıştır. Yabancı kararın Türkiye’de zorla icra edilebilmesi için kanuni şartların bulunması hâlinde tenfiz kararı alınması gerekir.

​

YABANCI MAHKEME KARARININ ESASI YENİDEN İNCELENEMEZ

​

Yargıtay’ın tanıma ve tenfiz davalarında benimsediği temel ilkelerden biri, yabancı mahkeme kararının doğruluğunun Türk mahkemesi tarafından yeniden incelenememesidir. “Revizyon yasağı” olarak adlandırılan bu ilke uyarınca mahkeme, yabancı kararın maddi vakıaları veya uyguladığı hukuku yeniden değerlendirerek uyuşmazlığın esası hakkında yeni bir karar veremez.

Türk mahkemesinin incelemesi, 5718 sayılı Kanun’da belirtilen tanıma ve tenfiz şartlarıyla sınırlıdır. Bu nedenle yabancı mahkemenin delilleri değerlendirme biçimi veya ulaştığı hukuki sonuç, tek başına tanıma veya tenfiz talebinin reddedilmesine gerekçe oluşturmaz.

​

SAVUNMA HAKKININ KORUNMASI

​

Yargıtay kararlarında, yabancı mahkemedeki yargılama sırasında davalının savunma hakkının korunup korunmadığına önem verilmektedir. Davalının usulüne uygun şekilde mahkemeye çağrılmaması, yokluğunda karar verilmesi veya kendisini savunma imkânından mahrum bırakılması hâlinde bu durum tanıma ve tenfiz incelemesinde dikkate alınabilir.

​

Ancak yabancı yargılamadan usulüne uygun şekilde haberdar edilen kişinin davaya katılmaması, tek başına savunma hakkının ihlal edildiği anlamına gelmez. Mahkeme, tebligat belgelerini ve yabancı ülkede uygulanan usul hükümlerini somut olayın özelliklerine göre değerlendirir.

​

KESİNLEŞME ŞERHİNİN ÖNEMİ

​

Yargıtay uygulamasında, yabancı mahkeme kararının verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmiş olduğunun belgelendirilmesi temel koşullardan biridir. Yalnızca karar örneğinin sunulması yeterli olmayabilir; kararın kesinleştiğini gösteren şerhin veya ayrı bir resmî belgenin dosyaya eklenmesi gerekir.

​

Kesinleşme belgesinin usulüne uygun biçimde onaylanmaması ya da onaylı Türkçe tercümesinin sunulmaması hâlinde mahkeme eksikliğin tamamlanmasını isteyebilir. Verilen süre içinde bu eksikliğin giderilmemesi, tanıma veya tenfiz talebinin reddedilmesine yol açabilir.

​

KAMU DÜZENİNE AYKIRILIK İSTİSNAİDİR

​

Yargıtay, kamu düzenine aykırılık kavramının dar ve istisnai biçimde yorumlanması gerektiğini kabul etmektedir. Yabancı mahkeme kararında Türk hukukundan farklı bir hukuk kuralının uygulanması veya Türk mahkemesinin aynı olayda farklı bir sonuca ulaşabilecek olması, tek başına kamu düzenine açık aykırılık oluşturmaz.

​

Kamu düzeni denetiminde yabancı kararın Türkiye’de uygulanmasının, Türk hukuk düzeninin temel değerleri ve adalet anlayışı bakımından tahammül edilemez bir sonuç meydana getirip getirmediği değerlendirilir. Bu inceleme, yabancı kararın esasının yeniden görülmesine dönüştürülemez.

​

TANIMA VE TENFİZ DAVALARI HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR

​

Yabancı ülkede verilen boşanma kararı Türkiye’de kendiliğinden geçerli olur mu?

​

Yabancı mahkemenin verdiği boşanma kararı, Türkiye’de her durumda kendiliğinden hukuki sonuç doğurmaz. Kararın Türkiye’de nüfus kayıtlarına işlenmesi ve kesin hüküm etkisinin kabul edilmesi için mahkeme yoluyla tanıma kararı alınması veya kanuni şartları varsa nüfus müdürlüğüne birlikte başvuru yapılması gerekebilir.

​

Tanıma ve tenfiz davası için Türkiye’ye gelmek gerekir mi?

​

Tarafların her duruşmaya bizzat katılması zorunlu değildir. Yurt dışında yaşayan kişiler, usulüne uygun şekilde düzenlenmiş özel yetkili vekâletnameyle Türkiye’deki bir avukat aracılığıyla davayı takip edebilir. Vekâletnamenin kullanılabilmesi için gerekli onay ve Türkçe tercüme işlemleri tamamlanmalıdır.

​

Karşı taraf Türkiye’de değilse dava açılabilir mi?

​

Karşı tarafın yurt dışında bulunması tanıma veya tenfiz davası açılmasına engel değildir. Ancak dava dilekçesi ile duruşma bilgilerinin karşı tarafa usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesi gerekir. Yurt dışı tebligat işlemleri, davanın sonuçlanma süresini uzatabilir.

​

Tanıma ve tenfiz aynı davada istenebilir mi?

​

Yabancı mahkeme kararının içeriğine göre tanıma ve tenfiz talepleri aynı dava dilekçesinde ileri sürülebilir. Kararın yalnızca kesin hüküm etkisinin kabul edilmesi isteniyorsa tanıma; nafaka, tazminat veya alacak gibi icra edilebilir hükümler içeriyorsa tenfiz talep edilmesi gerekebilir.

​

Tanıma ve tenfiz davasında karşı tarafın onayı gerekir mi?

​

Tanıma ve tenfiz davasının açılabilmesi için karşı tarafın onayı gerekmez. Hukuki yararı bulunan taraf tek başına dava açabilir. Ancak karşı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmalı ve savunma hakkını kullanabilmesi için gerekli imkân sağlanmalıdır.

​

Apostil şerhi nedir ve her belgede gerekli midir?

​

Apostil şerhi, bir ülkede düzenlenen resmî belgenin başka bir ülkede kullanılabilmesini sağlayan tasdik işlemidir. Apostil gerekip gerekmediği; belgenin düzenlendiği ülkeye, Türkiye ile o ülke arasındaki uluslararası sözleşmelere ve belgenin niteliğine göre belirlenir. Apostil uygulanmayan durumlarda konsolosluk veya diplomatik makamlar aracılığıyla farklı bir onay işlemi gerekebilir.

​

Tanıma ve tenfiz davasında tanık dinlenir mi?

​

Bu davalarda inceleme esas olarak yabancı mahkeme kararı, kesinleşme belgesi, tebligat evrakı ve diğer resmî belgeler üzerinden yapılır. Türk mahkemesi yabancı karara konu uyuşmazlığın esasını yeniden incelemediği için çoğu dosyada tanık dinlenmesine ihtiyaç duyulmaz. Ancak somut olayın özelliklerine göre mahkeme gerekli gördüğü usul işlemlerini yapabilir.

​

Tanıma veya tenfiz kararı alındıktan sonra ne yapılır?

​

Tanıma kararından sonra yabancı mahkeme kararının Türkiye’deki hukuki sonuçlarına göre nüfus kayıtlarının düzeltilmesi veya ilgili kurumlarda gerekli işlemlerin yapılması istenebilir. Tenfiz kararı kesinleştikten sonra nafaka, tazminat veya alacak gibi icra edilebilir hükümler için icra takibi başlatılabilir. Yapılacak işlem, yabancı kararın içeriğine göre belirlenir.

​

ANKARA TANIMA VE TENFİZ AVUKATI AVUKAT ÖZKAN KARAASLAN

​

Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de tanınması ve uygulanması; kesinleşme belgesi, onaylı tercüme, apostil veya diğer tasdik işlemleri ile yurt dışı tebligat süreçlerinin dikkatle yürütülmesini gerektirir. Belgelerdeki veya usul işlemlerindeki eksiklikler, davanın uzamasına ya da talebin reddedilmesine neden olabilir.

​

Ankara tanıma ve tenfiz avukatı Avukat Özkan Karaaslan; yabancı boşanma, velayet, nafaka, tazminat, alacak ve ticari uyuşmazlıklara ilişkin kararların incelenmesi, gerekli belgelerin belirlenmesi, dava dilekçesinin hazırlanması ve yargılama sürecinin takip edilmesi konularında hukuki destek sunmaktadır.

​

Tanıma ve tenfiz süreci hakkında bilgi almak ve somut olayınıza ilişkin hukuki değerlendirme talep etmek için Avukat Özkan Karaaslan Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

​

​

​

​

​

​

​

​

© 2025 Özkan Karaaslan Avukatlık, Danışmanlık & Arabuluculuk. İçeriklerin izinsiz kullanımı yasaktır.

61a5986e-367d-4d69-8bbe-034f33654af2.JPG.png

İLETİŞİM

Özkoç Sitesi 8/27 Gizem Sokak, Dodurga MahallesiTürkkonut ÇAYYOLU/ÇANKAYA/ANKARA

ADRES:

TEL NO: 

0 542 612 75 43

MAIL:

© 2026 Özkan Karaaslan Avukatlık, Danışmanlık & Arabuluculuk. İçeriklerin izinsiz kullanımı yasaktır.

bottom of page