

ANKARA AVUKATLIK & DANIŞMANLIK ARABULUCULUK

Ankara Borçlar Hukuku Avukatı | Avukat Özkan Karaaslan
Borçlar Hukuku, Alacak ve Tazminat Davaları
Borçlar hukuku; kişiler ve şirketler arasındaki sözleşmelerden, alacak ilişkilerinden, haksız fiillerden ve sebepsiz zenginleşmeden doğan hak ve yükümlülükleri düzenleyen temel hukuk alanlarından biridir.
Taraflardan birinin borcunu zamanında ödememesi, sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmemesi, hukuka aykırı bir davranışla başka bir kişiye zarar vermesi veya haklı bir neden bulunmadan mal varlığı kazanması borçlar hukuku uyuşmazlıklarına yol açabilir.
Borçlar hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda sözleşmeler, faturalar, banka kayıtları, ihtarnameler, ödeme belgeleri, yazışmalar, teslim tutanakları ve diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Ankara Avukatı Özkan Karaaslan, alacak ve tazminat davaları başta olmak üzere maddi ve manevi tazminat, sözleşmeye aykırılık, borcun yerine getirilmemesi ve genel borçlar hukuku uyuşmazlıklarında hukuki destek sunmaktadır.
Borçlar Hukuku Nedir?
Borçlar hukuku, kişiler arasındaki borç ilişkilerinin nasıl kurulacağını, borçların nasıl yerine getirileceğini ve borca aykırılığın sonuçlarını düzenler.
Bir borç ilişkisi yalnızca para ödenmesinden ibaret değildir. Bir malın teslim edilmesi, hizmetin yerine getirilmesi, belirli bir işin yapılması veya belirli bir davranıştan kaçınılması da borcun konusu olabilir.
Borç ilişkisi genel olarak şu hukuki nedenlerden doğabilir:
Sözleşmeler,
Haksız fiiller,
Sebepsiz zenginleşme,
Vekâletsiz iş görme,
Kanundan doğan diğer yükümlülükler.
Her borç ilişkisinde tarafların hakları, yükümlülükleri, sözleşmenin içeriği ve uyuşmazlığın niteliği ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Sözleşmelerden Doğan Uyuşmazlıklar
Sözleşme, iki veya daha fazla kişinin karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulan hukuki işlemdir. Sözleşmeler yazılı, sözlü veya kanunun izin verdiği durumlarda tarafların davranışlarıyla kurulabilir.
Ancak bazı sözleşmelerin geçerli olabilmesi için kanunda belirtilen şekil şartlarına uyulması gerekir. Şekil şartına uyulmaması sözleşmenin geçersizliği sonucunu doğurabilir.
Sözleşmelerden doğan başlıca uyuşmazlıklar şunlardır:
Sözleşme bedelinin ödenmemesi,
Mal veya hizmetin teslim edilmemesi,
Eksik veya ayıplı ifa,
Borcun zamanında yerine getirilmemesi,
Sözleşmenin haksız biçimde feshedilmesi,
Cezai şart ve tazminat talepleri,
Sözleşmenin geçersizliği,
Sözleşmenin uyarlanması,
Sözleşmeden dönme ve fesih,
Verilen paranın veya malın geri alınması.
Ankara sözleşme avukatı olarak hukuki destek sunan Ankara Avukatı Özkan Karaaslan, sözleşmenin hazırlanması, incelenmesi, yorumlanması ve sözleşmeye aykırılıktan doğan uyuşmazlıkların çözümü konularında çalışmalar yürütmektedir.
Sözleşme Hazırlanırken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Bir sözleşmede tarafların hak ve yükümlülükleri açık, anlaşılır ve uygulanabilir biçimde düzenlenmelidir. Belirsiz veya eksik hükümler, ileride taraflar arasında uyuşmazlık çıkmasına neden olabilir.
Sözleşme hazırlanırken özellikle şu konulara dikkat edilmelidir:
Tarafların kimlik ve adres bilgileri,
Sözleşmenin konusu,
Tarafların hak ve yükümlülükleri,
Ödeme miktarı ve ödeme tarihleri,
Mal veya hizmetin teslim koşulları,
Temerrüt ve faiz hükümleri,
Cezai şart,
Sözleşmenin süresi,
Fesih ve sona erme koşulları,
Uyuşmazlığın çözüm yöntemi.
Hazır sözleşme örneklerinin somut olaya uygunluğu değerlendirilmeden kullanılması önemli hak kayıplarına neden olabilir. Sözleşmenin tarafların ihtiyaçlarına ve yürürlükteki mevzuata uygun biçimde hazırlanması gerekir.
Sözleşmeye Aykırılık Nedir?
Taraflardan birinin sözleşmeyle üstlendiği borcu hiç yerine getirmemesi, geç yerine getirmesi veya kararlaştırılan niteliklere uygun biçimde yerine getirmemesi sözleşmeye aykırılık oluşturabilir.
Sözleşmeye aykırılık hâlinde zarar gören taraf, olayın koşullarına göre:
Borcun aynen yerine getirilmesini,
Uğradığı zararın karşılanmasını,
Gecikme tazminatı ödenmesini,
Sözleşmeden dönülmesini,
Sözleşmenin feshedilmesini,
Cezai şartın ödenmesini,
Verilen para veya malın iadesini
talep edebilir.
İleri sürülebilecek talepler sözleşmenin türüne, ihlalin niteliğine ve tarafların kusur durumuna göre değişebilir. Bu nedenle sözleşme hükümleri ile somut olayın birlikte incelenmesi önemlidir.
Alacak Davası Nedir?
Alacak davası, borçlunun ödemediği veya yerine getirmediği bir borcun mahkeme yoluyla talep edilmesi amacıyla açılır.
Alacak; sözleşmeden, ödünç ilişkisinden, mal veya hizmet satışından, haksız fiilden, sebepsiz zenginleşmeden veya kanunda belirtilen başka bir hukuki ilişkiden doğabilir.
Alacak davalarında öncelikle borcun kaynağı, miktarı, ödeme tarihi ve borcun yerine getirilip getirilmediği belirlenmelidir.
Ankara alacak avukatı olarak hizmet sunan Ankara Avukatı Özkan Karaaslan, alacağın dayanağının ve mevcut delillerin incelenmesi, ihtarname gönderilmesi, arabuluculuk, icra takibi ve dava süreçlerinde hukuki destek sağlamaktadır.
Alacak Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?
Alacak talebinin mahkeme önünde kanıtlanabilmesi için hukuka uygun delillerin sunulması gerekir.
Alacak davalarında kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:
Yazılı sözleşmeler,
Fatura ve irsaliyeler,
Banka dekontları,
Makbuzlar,
Senetler,
İhtarname ve tebligatlar,
Elektronik posta ve mesaj kayıtları,
Ticari defter ve kayıtlar,
Teslim ve kabul tutanakları,
Tanık anlatımları,
Bilirkişi incelemesi,
Yemin ve diğer kanuni deliller.
Her uyuşmazlıkta tanık delili yeterli olmayabilir. Hukuki işlemin değeri, niteliği ve ispat kuralları dikkate alınarak hangi delillerin kullanılabileceği belirlenmelidir.
Belirsiz Alacak Davası
Davacı, dava açıldığı tarihte alacağının miktarını tam ve kesin olarak belirleyemiyorsa kanuni koşullarının bulunması hâlinde belirsiz alacak davası açabilir.
Özellikle zararın miktarının bilirkişi incelemesi, hesaplama veya başka bir araştırmayla belirlenebildiği durumlarda belirsiz alacak davası gündeme gelebilir.
Bir alacağın yalnızca tartışmalı olması onu kendiliğinden belirsiz alacak hâline getirmez. Davanın türü belirlenirken alacağın dava tarihinde objektif olarak hesaplanabilir olup olmadığı incelenmelidir.
Kısmi Alacak Davası
Alacağın tamamı belirli ve talep edilebilir olduğu hâlde, hukuki koşullarının bulunması durumunda alacağın yalnızca bir bölümü için kısmi dava açılabilir.
Kısmi dava ile belirsiz alacak davasının zamanaşımı, faiz ve talep artırımı bakımından farklı sonuçları olabilir. Bu nedenle dava türünün doğru belirlenmesi büyük önem taşır.
Borçlunun Temerrüdü
Muaccel hâle gelen bir borcun borçlu tarafından zamanında yerine getirilmemesi, gerekli koşulların bulunması hâlinde borçlunun temerrüdüne yol açabilir.
Bazı durumlarda borçlunun temerrüde düşmesi için ihtar gönderilmesi gerekir. Borcun yerine getirileceği gün sözleşmede açıkça belirlenmişse ihtara gerek bulunmadan temerrüt oluşması mümkün olabilir.
Borçlunun temerrüdü sonucunda alacaklı, olayın koşullarına göre borcun yerine getirilmesini, temerrüt faizini ve gecikme nedeniyle uğradığı zararın karşılanmasını talep edebilir.
İhtarın içeriği ve gönderildiği tarih; faiz başlangıcı, sözleşmenin feshi ve tazminat talepleri bakımından önemli sonuçlar doğurabilir.
Maddi Tazminat Davası
Maddi tazminat davası, hukuka aykırı bir davranış veya sözleşmeye aykırılık nedeniyle kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmenin giderilmesini amaçlar.
Maddi zarar, kişinin mevcut mal varlığındaki azalma şeklinde ortaya çıkabileceği gibi elde edilmesi beklenen kazancın kaybedilmesi biçiminde de gerçekleşebilir.
Maddi tazminata konu olabilecek zararlar arasında şunlar bulunabilir:
Tedavi ve sağlık giderleri,
Çalışma gücü ve kazanç kaybı,
Malın zarar görmesinden doğan kayıplar,
Onarım ve yenileme giderleri,
Destekten yoksun kalma zararı,
Sözleşmenin ihlalinden doğan zararlar,
Yapılan masraflar,
Kazanç kaybı,
Değer kaybı.
Maddi tazminat talebinde hukuka aykırı davranış, zarar, kusur ve davranış ile zarar arasındaki nedensellik bağının değerlendirilmesi gerekir.
Ankara tazminat avukatı olarak hukuki destek sunan Ankara Avukatı Özkan Karaaslan, zararın niteliğinin, kapsamının ve dayanılan delillerin belirlenmesine yönelik çalışmalar yürütmektedir.
Manevi Tazminat Davası
Manevi tazminat, kişinin hukuka aykırı bir davranış nedeniyle yaşadığı elem, üzüntü ve kişilik değerlerindeki zedelenmenin bir ölçüde giderilmesini amaçlayan hukuki bir taleptir.
Manevi tazminat özellikle şu durumlarda gündeme gelebilir:
Kişilik haklarının ihlal edilmesi,
Hakaret ve haksız saldırı,
Bedensel bütünlüğün zarar görmesi,
Ağır yaralanma,
Ölüm nedeniyle yakınların yaşadığı manevi zarar,
Özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi,
Şeref ve itibarın zedelenmesi,
Hukuka aykırı yayın veya paylaşım yapılması.
Manevi tazminatın amacı zarar gören kişiyi zenginleştirmek veya karşı tarafı cezalandırmak değildir. Tazminat miktarı belirlenirken olayın ağırlığı, tarafların durumu, kusur oranı ve ihlalin kişi üzerindeki etkileri değerlendirilir.
Ankara Avukatı Özkan Karaaslan, kişilik haklarının ihlali ve haksız fiillerden doğan manevi tazminat taleplerinde somut olayın özelliklerine göre hukuki destek sunmaktadır.
Maddi ve Manevi Tazminat Birlikte İstenebilir mi?
Aynı olay nedeniyle kişinin hem ekonomik zarara uğraması hem de manevi yönden zarar görmesi mümkündür. Gerekli koşullar bulunuyorsa maddi ve manevi tazminat aynı davada birlikte talep edilebilir.
Ancak maddi ve manevi tazminatın hukuki nitelikleri ve hesaplama yöntemleri birbirinden farklıdır. Her iki talep için zararın kaynağı, kapsamı ve delilleri ayrı ayrı gösterilmelidir.
Haksız Fiilden Doğan Tazminat
Bir kişinin kusurlu ve hukuka aykırı davranışıyla başka bir kişiye zarar vermesi haksız fiil sorumluluğuna yol açabilir.
Haksız fiil sorumluluğunda genel olarak şu unsurlar aranır:
Hukuka aykırı bir davranış,
Zarar,
Kusur,
Davranış ile zarar arasında uygun nedensellik bağı.
Bazı durumlarda kanun, kişinin kusuru bulunmasa bile meydana gelen zarardan sorumlu tutulmasını öngörebilir. Adam çalıştıranın, hayvan bulunduranın, yapı malikinin veya tehlike arz eden işletmenin sorumluluğu somut olayın koşullarına göre değerlendirilebilir.
Sebepsiz Zenginleşme Davası
Bir kişinin haklı ve geçerli bir neden bulunmadan başka bir kişinin mal varlığı aleyhine zenginleşmesi durumunda sebepsiz zenginleşme hükümleri gündeme gelebilir.
Sebepsiz zenginleşme şu durumlarda ortaya çıkabilir:
Borç olmadığı hâlde ödeme yapılması,
Geçersiz sözleşmeye dayanılarak para verilmesi,
Gerçekleşmeyen bir amaç için ödeme yapılması,
Hukuki nedenin sonradan ortadan kalkması,
Bir kişinin mal varlığından diğerine haksız değer aktarılması.
Sebepsiz zenginleşen kişi, kanuni koşullar çerçevesinde elde ettiği kazanımı geri vermekle yükümlü olabilir. İade talebinde zenginleşmenin miktarı, hukuki nedenin bulunup bulunmadığı ve zamanaşımı süresi incelenmelidir.
Cezai Şart Nedir?
Cezai şart, borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi durumunda borçlunun ödemeyi kabul ettiği ekonomik yaptırımdır.
Sözleşmede geçerli bir cezai şart bulunması, alacaklının bazı durumlarda zarar miktarını ayrıca kanıtlamadan talepte bulunmasına imkân sağlayabilir. Ancak cezai şartın geçerliliği, miktarı ve indirime tabi olup olmayacağı tarafların sıfatına ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
Aşırı miktarda belirlenen cezai şartın hâkim tarafından indirilmesi mümkün olabilir. Tacirler arasındaki ilişkilerde ise özel hükümler dikkate alınmalıdır.
Sözleşmenin Feshi ve Sözleşmeden Dönme
Sözleşmenin feshi ve sözleşmeden dönme birbirinden farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.
Sözleşmeden dönme, kural olarak sözleşme ilişkisinin geçmişe etkili biçimde ortadan kaldırılmasına ve tarafların aldıklarını geri vermesine yol açabilir.
Fesih ise sürekli borç ilişkilerinde sözleşmenin ileriye yönelik olarak sona erdirilmesini sağlar.
Sözleşmenin tek taraflı olarak sona erdirilebilmesi için kanundan veya sözleşmeden kaynaklanan geçerli bir neden bulunmalıdır. Haksız fesih, tazminat ve alacak taleplerine neden olabilir.
Alacak ve Tazminat Davalarında Zamanaşımı
Alacak ve tazminat taleplerinde zamanaşımı süresi uyuşmazlığın hukuki kaynağına göre değişebilir. Her talep için aynı zamanaşımı süresi uygulanmaz.
Sözleşmenin türü, borcun muaccel olduğu tarih, zararın ve sorumlunun öğrenildiği zaman, tarafların sıfatı ve özel kanun hükümleri zamanaşımı süresini etkileyebilir.
Zamanaşımı dolduğunda borç kendiliğinden ortadan kalkmaz. Ancak borçlunun zamanaşımı savunmasında bulunması, alacağın dava yoluyla elde edilmesini engelleyebilir. Hak kaybı yaşanmaması için sürelerin gecikmeden değerlendirilmesi önemlidir.
Arabuluculuk Başvurusu
Alacak veya tazminat uyuşmazlığında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasının zorunlu olup olmadığı, uyuşmazlığın ve tarafların niteliğine göre belirlenir.
Ticari uyuşmazlıklar, tüketici uyuşmazlıkları ve iş hukukundan kaynaklanan bazı alacak ve tazminat talepleri bakımından dava şartı arabuluculuk uygulanabilir.
Her alacak veya tazminat davasında arabuluculuğun zorunlu olduğu söylenemez. Bu nedenle dava açılmadan önce uyuşmazlığın hukuki niteliği doğru belirlenmelidir.
Alacağın İcra Takibi Yoluyla Tahsili
Ödenmeyen para alacakları için koşulları bulunuyorsa icra takibi başlatılabilir. Takibin türü, alacağın bir senede veya mahkeme kararına dayanıp dayanmadığına göre değişebilir.
Borçlunun takibe itiraz etmesi hâlinde itirazın kaldırılması veya itirazın iptali gibi hukuki yollar gündeme gelebilir.
Dava açılması ile icra takibi başlatılması aynı hukuki işlem değildir. Alacağın belgeleri, borçlunun durumu ve zamanaşımı süresi değerlendirilerek uygun yol belirlenmelidir.
Ankara Borçlar Hukuku Avukatı Özkan Karaaslan
Borçlar hukuku uyuşmazlıkları kişiler, şirketler ve mal varlıkları bakımından önemli sonuçlar doğurabilir. Sözleşmelerdeki belirsizlikler, ödenmeyen alacaklar veya tazminat taleplerinde yapılan hatalar uzun süren uyuşmazlıklara neden olabilir.
Ankara Avukatı Özkan Karaaslan, alacak ve tazminat davaları, maddi ve manevi tazminat, sözleşmelerin hazırlanması ve incelenmesi, sözleşmeye aykırılık, borçlunun temerrüdü, sebepsiz zenginleşme ve diğer borçlar hukuku uyuşmazlıklarında hukuki destek sunmaktadır.
Avukat Özkan Karaaslan Hukuk Bürosu tarafından uyuşmazlığın belgeleri, sözleşme hükümleri, tarafların talepleri, zamanaşımı süreleri ve çözüm yolları birlikte değerlendirilerek hukuki sürecin dikkatle yürütülmesi amaçlanmaktadır.
Borçlar Hukuku Hakkında Sık Sorulan Sorular
Yazılı sözleşme bulunmadan alacak davası açılabilir mi?
Yazılı sözleşmenin bulunmaması tek başına dava açılmasına engel değildir. Ancak alacağın hangi delillerle kanıtlanabileceği, hukuki işlemin niteliğine ve ispat kurallarına göre değerlendirilmelidir.
Borçlu ödeme yapmıyorsa ne yapılabilir?
Alacağın belgeleri ve niteliği incelenerek ihtarname gönderilmesi, arabulucuya başvurulması, icra takibi başlatılması veya alacak davası açılması değerlendirilebilir.
Alacak davası ile icra takibi aynı şey midir?
Hayır. Alacak davası mahkemeden alacağın hüküm altına alınmasının istenmesidir. İcra takibi ise alacağın cebrî icra yoluyla tahsil edilmesine yönelik işlemdir.
Maddi ve manevi tazminat birlikte talep edilebilir mi?
Aynı olay nedeniyle hem mal varlığı zararı hem de kişilik değerlerinde zarar meydana gelmişse hukuki koşulları bulunmak kaydıyla iki tazminat birlikte talep edilebilir.
Manevi tazminat miktarı nasıl belirlenir?
Mahkeme; olayın ağırlığını, tarafların durumunu, kusur oranını, ihlalin etkisini ve hakkaniyet ölçülerini dikkate alarak uygun bir miktar belirler.
Sözleşmeye aykırı davranıldığında sözleşme hemen feshedilebilir mi?
Her sözleşmeye aykırılık doğrudan fesih hakkı vermeyebilir. İhlalin niteliği, sözleşme hükümleri ve kanuni şartlar birlikte değerlendirilmelidir.
Borçluya ihtarname göndermek zorunlu mudur?
Her uyuşmazlıkta zorunlu değildir. Ancak borçlunun temerrüde düşürülmesi, faiz başlangıcının belirlenmesi ve talebin kanıtlanması bakımından ihtarname önemli olabilir.
Sebepsiz yere yapılan ödeme geri alınabilir mi?
Haklı bir hukuki neden bulunmadan yapılan ödeme, sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında geri istenebilir. Ancak ödemenin nedeni, tarafların durumu ve zamanaşımı süresi incelenmelidir.
Tazminat davasında zararın kanıtlanması gerekir mi?
Kural olarak zarar gören kişi, zararını ve zararın karşı tarafın davranışından kaynaklandığını hukuka uygun delillerle kanıtlamalıdır.
Alacak ve tazminat davalarında arabuluculuk zorunlu mudur?
Bu durum uyuşmazlığın ve tarafların niteliğine göre değişir. Ticari, tüketici ve iş uyuşmazlıklarının bir kısmında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu olabilir.
Alacak davasında faiz istenebilir mi?
Alacağın ve temerrüdün niteliğine göre kanuni faiz, temerrüt faizi veya ticari faiz talep edilebilir. Faizin türü ve başlangıç tarihi somut olaya göre belirlenir.
Borçlar hukuku davalarında görevli mahkeme hangisidir?
Görevli mahkeme, tarafların sıfatına ve uyuşmazlığın kaynağına göre değişebilir. Asliye Hukuk, Asliye Ticaret, Tüketici veya İş Mahkemesi görevli olabilir.
Hukuki Destek ve İletişim
Alacak ve tazminat davaları, maddi ve manevi tazminat, sözleşmeye aykırılık, sebepsiz zenginleşme ve diğer borçlar hukuku uyuşmazlıklarınızın değerlendirilmesi için Ankara Avukatı Özkan Karaaslan ile iletişime geçebilirsiniz.
© 2025 Özkan Karaaslan Avukatlık, Danışmanlık & Arabuluculuk. İçeriklerin izinsiz kullanımı yasaktır.


